Kirli Futbolun Temiz Oyuncusu: Cemil Turan

Kirli Futbolun Temiz Oyuncusu: Cemil Turan

Cemil Turan… Bugünkü yazımızda, Türk futbolunun yozlaşmış düzenine baş kaldıran, kariyerinde tek bir kırmızı kart dahi görmeyen, transferleriyle bir döneme damga vurmuş, aynı zamanda da futbolculuğuna kelimelerin kifayetsiz kalacağı “Fenerbahçeli Cemil’i” konu alacağız. Keyifli okumalar dileriz.

Altyapı Seçmelerine Katılmak İçin Sınava Girmeyen Çocuk

11 Ocak 1947’de Rizeli bir ailenin Rumeli Kavağı’nda Cemil adında bir çocuk dünyaya gelir. Küçük yaştan itibaren futbolla haşır neşir olan Cemil, bir adamı geçmek için beş ağacın geçilmesi gereken alanlarda top koşturmaya başlamıştır. Cemil için okul daima futbol tarafından sürklase edilip arka plana atıldı. Bu durumdan ötürü babasından çokça dayak yiyen Fenerbahçeli Cemil’in futbola olan yeteneği küçük yaşlardan itibaren bilinen bir gerçek olmuştur. Hatta mahallesinde o zamanlar Sarıyer’de top koşturan bir büyüğü tarafından seçmelere götürülmüştür. Bu seçmelere katılma hikayesini özel kılan durum ise Cemil’in seçmelere katılmak için Tarih sınavını ekmesidir. Seçmelerde Sarıyer yöneticilerinin büyük beğenisini toplayan Cemil için futbol kariyerinin kapıları açılıyordu, yine de 15 yaşında A takıma yükselmesi hem Cemil hem de o dönemdeki futbol camiasında bulunan insanları bir hayli şaşırtmıştı.

Cemil Büyük Takımların Radarında!

15 yaşında A takıma yükseldiği Sarıyer’de adından sıkça söz ettiren Cemil’e 17 yaşında Metin Oktay tarafından “Bu 10 numara senin” ifadesi kullanılmıştı. Tabi Cemil bu süre zarfına kadar Sarıyer’le iki yüz maça çıkmış ve 103 gol atmıştı. Sarıyer’de sergilediği etkileyici performansla kendisini vitrine çıkarmayı başarıp Fenerbahçe ve Galatasaray gibi büyük takımların radarına girmişti. 21 yaşına geldiğinde ise artık Cemil Turan ve Sarıyer birlikteliğinin sonuna gelinmişti.

Taçsız Kralın Esaretinde 15 Gün!

Cemil ve Sarıyer ayrılığı dillendikçe Fenerbahçe ve Galatasaray’ın iştahı kabarmaktaydı fakat ilk adım Galatasaray’ın sembol ismi Metin Oktay tarafından atılmıştı. Cemil Turan o zamanlar için öyle büyük bir potansiyeldi ki Metin Oktay gibi bir ikonun bir futbolcu için belki de ilk ve son kez yapacağı bir aksiyonun gayesi oldu: KAÇIRILMAK. O dönemin Türk futbolunda özellikle rakip takımın transfer etmesini önlemek için kaçırılma durumu sıkça şahit olunan bir olaydı fakat bu sefer bu eylemin baş aktörü Metin Oktay’dı. Bir arkadaşıyla Kilyos’ta otururken Metin Oktay’la karşılaşan Cemil, Taçsız Kral tarafından Mecidiyeköy’deki evine götürüldü. Bir süre Mecidiyeköy’de Cemil’i misafir eden Metin Oktay, bu defa da onu Çeşme’deki yazlığına kaçırdı. On beş gün Çeşme’de kalan Cemil’in aklında da gönlünde de küçüklükten beri taraftarı olduğu, gönül verdiği Fenerbahçe vardı. Metin Oktay’a sevgisinden ve saygısından adeta eli kolu bağlı duruma gelen “Fenerbahçeli Cemil” o günleri şöyle anlatıyor: ” Metin Oktay’a hayranlığım büyüktü. Ancak Galatasaray’ı seçmemem için de geçerli nedenler vardı. Bunlardan birisi, babam gibi sevdiğim Sarıyer’in başkanı Selahattin Yarar’ın olan bitenden haberi olması gerekiyordu”. Bu olayların akabinde 15 günlük bir esaretten kaçan Cemil, otobüse atlayıp İstanbul’a, Selahattin Yarar’ın kanatlarına geri döndü.

Cemil İstanbulspor’da!

Cemil, Çeşme’den İstanbul’a binbir türlü zorluklarla dönmeyi başarmıştı. Soluğu Sarıyer başkanı Selahattin Yarar’ın yanında alan Cemil, o anı şöyle anlatıyor: “Selahattin ağabey hiç yüzüme bile bakmadı, elini bile vermedi. Beni oğlu Haluk gibi seven Selahattin ağabey bana kırgındı.”. Aradan 20 dakika geçmeden İstanbulspor’un o dönemki sembol oyuncuları, takımın ağabeyleri gelmişti ve Selahattin Yarar’ın ağzından tek bir söz çıkmıştı: “Alın, Cemil sizin.”. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın tüm çabası boşa gitmişti, Cemil Turan artık İstanbulspor’un oyuncusuydu.

Cemil o dönemde bir hayli güçlü olan İstanbulspor’un gücüne güç katar, büyük takımlara karşı adeta kök söktürür. Ancak aklında hala çocukluk aşkı olan Fenerbahçe vardır. Öyle hasta Fenerbahçeliydi ki, “Fenerbahçe yenildiğinde ağlardım.” diyor, Cemil Turan. Fenerbahçe’de oynayamamak içinde adeta bir yara haline gelmişti. Bu yaranın kabuk bağlamak gibi de bir niyeti yoktu!

Mafya-Asker-Transfer Üçgeni

Cemil Turan, İstanbulspor’da top koştururken ne Fenerbahçe ne de Galatasaray Cemil gibi bir yeteneği kadrolarına katma sevdasından bir türlü vazgeçmemişti. Galatasaray, dönemin İstanbulspor başkanı olan Nirun Şahingiray ile transfer görüşmelerinde bir hayli yol kat etmişti ve gazeteler o dönemde Cemil’in parçalı formayı giyeceğine kesin gözüyle bakıyordu. Bu sırada dönemin Fenerbahçe başkanı Emin Cankurtaran, Kasımpaşalı kabadayı Sultan Demircan, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ise Cemil’in hayalindeki formaya kavuşması için yoğun mesai harcamaktaydı. Cemil bu süreçte 6 ay boyunca ne İstanbulspor ile idmanlara çıkmış ne de maçlarda boy göstermişti. Kader ağlarını bir kere sarmıştı, Cemil nihayet çubuklu formaya kavuşacaktı. 6 aylık bir sürenin ardından Kabadayı Sultan Demircan bir gece İstanbulspor’un başkanı Nirun Şahingiray’ın bulunduğu gece kulübünü basarak ikna çabalarını çok farklı bir boyuta çıkarmıştı ve bu çabaların karşılığı da gelmişti. Cemil artık Fenerbahçe’nin oyuncusuydu.

Cemil-Osman-Ender Filelere Gönder! 

Cemil, 1972 yılında transfer penceresinin kapanmasına günler kala rekor bir bonservis bedeli olan 1 Milyon 750 bin’e Fenerbahçe’ye transfer oldu. Dönemin hocası Didi ile çok iyi ilişkileri vardı ve Cemil Turan aralarındaki bağı daha sonra şöyle anlatır: “Didi bana resmen 50 yıllık dostuymuşum gibi bakardı, ben de kendisini çok severdim.” Cemil, Sarı-Lacivertli formanın altında adeta taraftarın sevgilisi oldu. 8 senede Fenerbahçe’de 3 lig, 2 Türkiye Kupası, 2 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası, 5 Türk Spor Yazarları Derneği Kupası olmak üzere toplamda 14 kupa kazandı. 3 defa da gol krallığı yaşadı. Nihayetinde Fenerbahçe’nin bayrak isimlerinden Ziya Şengül ile yaşadığı tartışma sonucunda futbolu bırakma kararı aldı.

Babamın Gözünden Cemil Turan

Cemil Turan ismi, babamla futbol, ekseriyetle Fenerbahçe, konuşurken daima geçerdi. Bu yazıyı kaleme almamda büyük bir payı olan babamın Cemil hakkındaki görüşlerine yer vermeden yapamazdım.

-Cemil’in futbolculuk özelliklerinden başlayabiliriz, Cemil nasıl bir futbolcuydu, öne çıkan özellikleri nelerdi?

+ Cemil, kısa alanda müthiş bir hızla depara kalkan, şut özellikleri gayet iyi olan zeki ve efendi bir oyuncuydu.

-Cemil Turan deyince aklına gelen bir maçı söyleyebilir misin?

+ Cemil deyince aklıma, Fenerbahçe’nin 5-1’lik bir galibiyetle ayrıldığı Romanya takımı Arges Pitesti ile olan Avrupa maçı gelir. O yıllarda üniversite sınavları sadece Ankara, İzmir, İstanbul gibi büyük illerde yapılırdı. Ben de İstanbul’a üniversite sınavına girmek için gitmiştim, sınav çıkışında arkadaşlarımla Fenerbahçe’yi izleyebilmek için İnönü Stadı’na doğru yola çıkmıştık. İlk devrede Fenerbahçe 1-0 geriye düşmüştü ama ilk devrenin sonlarına doğru Cemil’in attığı golle beraberliği yakalamıştık zaten sonrasında Cemil’in de 3 gollük katkısıyla maçı 5-1 kazanmıştık.

– Günümüzde Cemil Turan gibi bir futbolcu görebiliyor musun?

+ Hayır, göreceğimi de pek sanmıyorum.

– Peki senin için Cemil Turan Fenerbahçe tarihinin neresinde ?

+ Bence en iyi ilk üç oyuncu arasına rahatlıkla girer

– Cemil futbolu bıraktıktan sonra ne hissetmiştin?

+ İçimde Cemil gibi yetenekli, saygılı bir futbolcuyu bir daha izleyememenin korku verici bilinci ve endişesi vardı. Camia olarak çok büyük bir kayba uğradık.

Bu başlığın son satırlarını yazarken taraftarlar için anlamına ithafen anlatmam gereken bir diğer anı ise merhum İlhan Cavcav’ın yeğeni Türk Tiyatrosunun önemli oyuncularından Erdal Beşikçioğlu’ndan. Beşikçioğlu şöyle ifade ediyor: “Çocukken bir ara babamdan ötürü Fenerbahçeliydim. Ancak Cemil Turan’dan sonra Fenerbahçelilik bitti.”

Yozlaşmış Futbol Düzenine Karşı Bir Başkaldırı!

Cemil Turan’ı küçüklüğünde, gençliğinde izlemiş veyahut benim gibi gençlik yıllarında babası vesilesiyle tanımış insanlar için akıllarda tek bir soru var. “Cemil Turan neden teknik adamlığa soyunmadı?”. Cemil Turan bunun nedenine bir konuşmasında yer veriyor. “O dönem Türk teknik direktörlerine kızdım. Belirli kişiler vardı ve olay aynı kişilerin etrafında dönüyordu. Hiçbir zaman gelecek genç insanlara yer açmadılar. Bir hegemonya kurdular. ‘Sistem buysa, yerin dibine batsın’ dedim ve spordan çekildim. Bir tek, çok sevdiğim arkadaşım Serkan Acar ile gidip oturup konuşurdum. Yıllarca futbolla tek bağlantım Serkan Acar’dı.”

Kımetini Yaşamını Yitirmeden Önce Bilelim!

Bu yazımızda, günümüzde pek çok futbol seyircisi tarafından tanınmayan, futbol yaşamı sonrasında hakkı asla teslim edilmeyen, Türk futbolundaki liyakatsizliğe eyvallahı olmayan Fenerbahçeli Cemil’i konu aldık. Bundan sonraki yazılarımızda görüşmek ve Cemil Turan gibi isimlerin değerini geç olmadan bilmemiz dileğiyle.

ARDA MATSAR