The Biggest Loser Ever: Michael Ballack

The Biggest Loser Ever: Michael Ballack

Bu yazımızda şansızlıklar silsilesi altında ezilmiş 26 Eylül 1976 Görlitz, Doğu Almanya doğumlu bir efsaneyi ele alacağız: Michael Ballack.

Babasının İzinden Gitmek İsteyen Bir Çocuk

Michael Ballack ve babası Stephan Ballack

Michael Ballack, gençlik yıllarında amatör futbol oynayan mühendis babasını örnek alarak 7 yaşında Chemitzer FC’de futbola başlamıştır. İlk profesyonel sözleşmesini 1995 yılında Chemitzer FC ile imzalamıştır. Gerek yetenek gerekse merkez orta alan mevkisinde oynayıp iki ayağını kullanabilmesiyle genç yaşlarda Alman efsane Franz Beckanbauer ile benzetilmeye başlamıştır. Hatta bu benzerlik vesilesiyle Beckanbauer ile özdeşleşmiş “Kral” anlamına gelen “The Kaiser” mahlası Ballack için “Little Kaiser” olarak evrilmiştir. O yıllarda Chemitzer takımının ikinci ligde mücadele etmesinden ötürü yeteneklerini tam olarak vitrine çıkartamayan genç Ballack’ı FC Kaiserslauhternin başına yeni geçen Otto Rehhagel potansiyelini keşfedip takımına transfer etmiştir.

Peri Masalının Bir Parçası Oldu

Bundesliga’ya çıktığı senede peri masallarına nazire edercesine şampiyonluk elde eden Kaiserslauhter’de ilk senesinde yalnızca 16 maça çıkabilen genç Ballack, ertesi sezon hocasının gözüne girmeyi başarmıştı. 1998-1999 futbol senesinde takımın düzenli oyuncusu olmasının yanı sıra orta alanda kilit bir rol de üstlenmeye başlayan Ballack’lı Kaiserslauhter Şampiyonlar Liginde çeyrek finali görmüştür. Genç oyuncu ülke çapında adından yavaş yavaş söz ettirmeye başlamıştı.

Nakıslığın Başlangıcı

Kaiserslauther’de ulusal anlamda yoğun bir ilgi görmeyi başaran Ballack 1 Temmuz 1999’da 4.1 milyon Euro bedelle Leverkusene transfer oldu. Dönemin Leverkuseninin başında ülkemizde Beşiktaş ve Fenerbahçeyi çalıştıran Daum bulunmaktaydı. Leverkusen öncesi kariyerinde daha çok iki yönlü bir oyuncu olan Ballack, Daum’un dokunuşu ile daha da ofansif bir oyuncuya evrilmiştir. Ballack öncesinde ligde orta sıralara demir atmış bir takım olan Leverkusen, “Little Kaiser” önderliğinde 3 sene boyunca üst sıraları zorlayan şampiyonluk kovalayan bir takım olmuştur. Ballack’ın belki de ömrü boyunca unutamayacağı sene olan 2002 senesini Leverkusen forması altında geçirmiştir. İlk olarak son 3 haftaya 5 puan farkla lider olarak giren Leverkusen, son üç haftada şampiyonluğu Dortmunda kaptırmıştır. Sonrasında gelen Şampiyonlar Ligi Finalinde Real Madrid’e 2-1 yenilen Alman ekibi haftalar içinde ikinci şoku yaşamaktaydı. Finalin hemen ardında ise Alman Kupa finalindeki 4-2’lik Schalke 04 mağlubiyeti ise kulüp açısından şansızlığın tepe noktası olmuştur.

Final maçında Zizou’nun gol vuruşu ve Ballack

Fakat bu bahtsızlıklar silsilesi Ballack için bitmemişti.. Ortalama kalitede olan Alman Milli takımını 2002 Dünya Kupasında finale kadar taşıyıp yarı final maçında kart cezalısı durumuna düşen Ballack, ülkesinin finalde Brezilya’ya kaybetmesine en yakından şahit olmuştur. Tüm bu kabusların ardından Ballack için yeni bir yolculuğa başlamanın vakti gelmişti.

Kaptan Bavyerada!

Kaybedilen bir lig şampiyonluğu ve üç final sonrasında 2002 yazında Ballack 6 milyon euro bonservis bedeli karşılığında Bayern Münih’in yolunu tuttu. Bayern Münih kariyeri boyunca 135 maçta 47 gol atan oyuncu, Felix Magath tedrisatındaki takımın önemli bir parçası olup merkez orta sahada kilit bir rol üstlendi, o yıllarda gelen 3 lig şampiyonluğu ve 3 Alman Kupası da bu taslağın meyvesiydi. Münih kariyeri boyunca en çok eleştirildiği konuların başında Şampiyonlar Ligindeki vasat performansı geliyordu, bir dönem Münih taraftarları tarafından ıslıklandığı da oldu.

Ada Futbolunda Bir Alman: Michael Ballack

3 yıllık başarılarla dolu Münih kariyerinin ardından kaptan 2006 yazında rotasını İngiltere’nin Premier Lig ekiplerinden Chelsea’ye çevirdi. Londra ekibiyle 2010’da Ancelotti önderliğinde gelen şampiyonluk haricinde 3 FA CUP, 1 Lig Kupası ve 1 Community Shield kazanmıştır. Kariyerinin belirli dönemlerinde sakatlıktan müzdarip olan Ballack, İngiliz ekibinde yaşadığı bilek sakatlığı ile 8 ay sahalardan uzak kalmıştır.

13 Numaranın Laneti

2002 yılı haricinde belki de Ballack’ın unutmak isteyeceği yıl 2008 olabilir. 2008 yılında Chelsea forması altında Şampiyonlar Ligi Finalinde penaltı atışlarında Manchester United’a kaybeden Londra ekibiyle Ballack bir kez daha bir finalden eli boş dönmüştü. Fakat bu kaybediş Ballack için son kaybediş değildi, Ballack ve Alman Milli Takımını bekleyen bir Euro 2008 turnuvası vardı. Turnuvaya hem Almanya hem de Ballack iyi başlamıştı, yarı finalde Türkiye’yi eleyen Almanya’nın finaldeki rakibi Torresli İspanya idi. 29 Haziran 2008 tarihinde Viyana Ernst Happel Stadyumunda İspanya, Panzerleri Torresin golüyle mağlup ederek kupaya uzanmıştı. 13 Numara ve arkadaşları eve elleri boş dönmekteydi. Turnuva dönüşünde Alman halkı takımlarını adeta şampiyon gibi karşılamıştır.

Şans Mesut’a Güldü!

2010 yılının Mayıs ayında FA CUP finalinde Chelsea ve Portsmouth karşılaşmasında 34. dakikada Kevin Prince Boateng’in yaptığı acımasız faul sonrası sakatlanan Ballack, 2010 Dünya Kupasını kaçırmıştı. Ballack yerine kadroya davet şansı bulan Mesut Özil ise dünya çapında adından söz ettirip gösterdiği göz kamaştırıcı performansın ardından Real Madrid’e transfer olmuştu.

Eve Dönüş

Chelsea ile geçen 4 yıllık serüven ve yaşadığı sakatlıkların neticesinde futbol hayatının son demlerine gelen Ballack eve dönüş vaktinin geldiğini biliyordu ve son tango için 1 Temmuz 2010 tarihinde Leverkusene dönüş yaptı. Eve dönüşten 3 ay sonra sakatlıkları sebebiyle futbolu bırakacağını açıklayan “Little Kaiser” Şubat 2011 tarihinde tekrardan futbola döndüğünü açıklamıştır. Kariyerinin son yıllarını performans düşüklüğü ile geçiren Ballack 2012 yılında Leverkusen ile sözleşmesini noktaladıktan sonra aktif futbol yaşamını sonlandırdı.

LİDER, LOSER!

Dopdolu geçen 21 yıllık bir futbol kariyeri.. Doğu Alman spor okullarının belki de son meyvesi.. Bu yazımızda kariyerinde birçok final kaybeden bir Alman efsanesi olan Michael Ballack’ı irdeledik.

Arda Matsar